Paris 7 Ekim 2015

Son günlerde Cem Uzan ve Uzan ailesi fertleri ile ilgili sosyal medya, basın ve haber kurumları ve köşe yazarları tarafından hiçbir esasa dayanmayan ve gerçek dışı çeşitli yorumlar, spekülasyonlar yapılmakta ve ithamlarda bulunulmaktadır.

Bu asılsız spekülasyonlara son vermek için aşağıdaki açıklamayı yapmayı uygun bulduk:

1)  Cem Uzan ve Genç Parti 1 Kasım 2015 Seçimlerine katılmamıştır ve Millet Vekili Aday listesi vermemiştir.

Cem Uzan ve Genç Parti Türk siyasetindeki önemli rolünün bilincindedir ve doğru zamanda doğru adımları atmak üzere gelişmeleri takip etmekte ve gerekli ön hazırlıkları yapmaktadır.

Yeri ve zamanı geldiğinde Cem Uzan ve Genç Parti Türkiye deki siyasi görevinin gereğini ve vecibelerini yerine getirecektir!

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Bu adımın kararını zamanlamasını Genel Başkan ve Partinin lideri Cem Uzan şahsen verecektir, bu karar ve kararın neticeleri ‘birilerinin kendi yetersizliklerinin bahanesi olamaz’.

Bugün Muhalefet Partilerinin basiretsizliği acık ortadadır vatandaşımız bu durumdan mustariptir.

2) 2002 senesinde Genç Partiyi oluşturan ve Türk siyasetine damgasını vuran Cem Uzan, o ilk günlerde de olduğu gibi hiç bir iç veya dış gücün ‘maşası’, ‘uzantısı’ veya ‘kuklası’ olmamıştır ve de hiç bir zaman olmayacaktır.

Bugün maalesef Türk Siyasetindeki çoğu siyasi parti bu beyanda bulunamaz!

Cem Uzan Türk Siyasetine girişinin bedeline ve siyasi başarısının doğurduğu düşmanlıkların ve kötülüklerin bedelini şahsen ve tüm aile fertleri olarak en ağır bir biçimde, Türkiye’de örneği görülmemiş bir şekilde ödemiştir.

“Cem Uzan’ın önü MHP’yi baraj dışı bırakmak için açılıyor”  yorumlarını şiddetle kınama ihtiyacı doğmuştur.

3) Cem Uzan ve Uzan ailesi fertleri 2003 senesinden bugünü uğratıldıkları zulümler, kanun ve hukuk dişi davranışlar karşısında  haklarını her şekilde arıyor ve aramaya da devam edecekler.

Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Yapılan hukuksuz davranışların, insan haklarına aykırı kanunların ve gasp ve duyarsızlıkların hesabı soruluyor, sorulmaya devam edecektir.

4)   Türkiye’de uzun bir ‘Hukuk Tutulması Sürecinin’ Başlangıcı, Hukuk Devletinin, Cumhuriyetin temel ilkelerinin yok edilişi, Uzan Ailesine yapılan saldırılar ile başlamıştır.

Uzan ailesi atılan iftiralar CEAS ve KEPEZ şirketlerine el koyma tarihinden sonra başlayan ve senelerce süren hırsızlıkların üstünü örtmek için yapılmıştır.

12 sene geçmiş olmasına rağmen (12 Haziran 2003) halen devlet kurumları hiç bir mahkemede hiç bir şekilde hesap verememiş iddialarını ispatlayamamış ve basiretsizlik içerisinde ancak insan haklarına aykırı, Anayasaya aykırı çıkartılmış olan kanunların, Uzan Kanunlarının uygulamaları ile, zorbalık ile uygulamalarını devam ettirerek sürdürmektedir.

Türkiye Cumhuriyeti Kurumları, bazı dış güçlere yaranmak için, Uzan Ailesi fertleriile anlaşmamayı, sulh yapmamayı, malları yağmalamayı devam ettirmeyi, zulüm yapmayı, hukuka ve kanunlara aykırı bir şekilde yazılı Taahhüde Bağlamışlardır (TMSF Uzan ailesi ile anlaşmama taahhüdü vermiştir!).

Yabancı güçler, paralel yapı ve iç rakipler büyük bir ustalık ile bir öz ve öz Türk gücünü, Türk evladını, Türk sermayesini ve dirençli rakiplerini yok etmişilerdir.

Türk milleti Cem Uzan, Uzan Ailesi ve Genç Parti ye yapılanların siyasi gerekçelerini bugün çok net olarak görmektedir.

5020 sayılı kanun gibi adaletsiz vahşi ve insan haklarına aykırı bir kanun ile mücadele eden Uzan ailesi 12 Haziran 2003 gününden bugüne değin yaptıkları tüm mücadeleleri hukuk ve adalet önünde yapmaktadır ve yapmaya devam edecektir.

Bu ahlaki yolda yürümenin getireceği bir netice “birilerinin birilerine…. yaptığı hiç bir kıyak veya kayırma değil” yalnızca adaletin, hakkın, hakkaniyetin yerini bulması olacaktır.

Son 6 aylık donem içerisinde talimat andırılmış olan Hazine ve Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yetkilileri, SCC Tahkim davasında, ÇEAS ve KEPEZ de yapılan hırsızlıkların ve gasp gerçeğinin üstü örtülmek için sahte evrak üreterek mahkeme heyetine sunmuştur.

Elbet bir gün bütün bu yanlış hukuksuz uygulamalar ve haksızlıklar düzelecektir.

Bu düzelme adaletin yerine bulması,  ‘Yanlış hesabın Bağdat dan dönmesi’ dir.

Adaletin yerini bulması haksızlıkların telafisini kendi siyasi amaçlarına, veya yetersizliklerinin bahanesi olarak bugünden kullanmak üzere açıklama yapan polemik yaratanlar kendi basiretsizliklerini teyit etmektedirler.